HAYIR, DEMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ "Hayır", herkesin her zaman söyleyemediği bir sözcüktür.Hayat boyu yenen kazıkların aritmetik ortalamasıdır diye tanımlanan tecrübe, çoğu zaman "hayır" diyememekle yakından alakalıdır. Gerektiği zaman ve gerektiği yerde "HAYIR" diyememek, zamanla ve giderek bunların sayısının artmasına yol açar ki, bu da kişinin kendisine olan saygısının azalmasına, yaşamda bir "hiç" olma noktasına gelmesine neden olur. *** "Hayır" diyebilmek... Hangi durumda, ne zaman, kime ve nasıl? Günümüzün dost ve müttefikleri, 90 yıl önce Türklerin en son yurdu Anadolu'yu işgale başlamışlar her tarafta ve herkeste karamsarlık, yılgınlık ve çaresizlik... İşte böyle bir ortamda: "...İstanbul'dan Halide Edip ve Kara Vasıf'dan gelen mektup Ali Fuat Paşa tarafından özetlenerek 28 Ağustos'ta Erzurum'a yollanmıştı. Mektupların asılları telgrafla yollanamadığı için postayla yolda idiler. Üç mektupta da Amerikan Mandası'ndan söz ediliyordu. Amerikan mandasının ekonomik ve medeni destekten ibaret olduğu sözleri ile dolu telgrafları alan Mustafa Kemal Paşa çok sinirlenmişti. Manda isteyenlerin telgrafları okunduktan sonra, yanındakilere şöyle diyordu: "Biz başarılı olacağız. Buna şüphem yok. Acaba zafere kavuştuğumuz ve memleketi kurtardığımız zaman Osmanlı ricalinin ileri gelenleri utanmak hissini duyabilecekler mi? Öyle bir manda istenecek veya verilecekmiş ki, hâkimiyet hakkına, dışarıda temsil hakkımıza, kültürel bağımsızlığımıza, vatan bütünlüğümüze dokunulmayacakmış. Buna ve böylesine, Amerikalılar değil, çocuklar bile güler. Her şeyin başında Amerikalılar kendilerine hiçbir menfaat temin etmeden böyle bir mandayı niçin kabul etsinler? Amerikalılar bizim kara gözlerimize mi âşık olacaklar. Bu ne hayal ve ne gaflettir? Hayır, Paşalar hayır, hayır, beyefendiler hayır, hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok, Ya istiklal ya ölüm var..."¹ Böyle bir durumda bu şekilde dik durarak "hayır" diyebilmek... *** Osmanlı Türkiyesinin Büyük Sultan 2. Abdülhamit (Allah ona rahmet etsin) dönemi: "...Siyonist Theodore Herzl, Filistin Bölgesinin Yahudilere satılması karşılığı olarak: Osmanlı'nın, Avrupa Devletleri'ne olan borçlarının ödenmesi ve Avrupa basınında Padişah lehinde propaganda yapılması teklifini sunmak üzere Sultan II. Abdülhamit ile görüşme talebinde bulundu. Padişah'la bizzat görüşemeyen Siyonist Theodore Herzl teklifini 1901 yılı Mayıs ayında Polonyalı, adamı Philip Newlinsky aracılığıyla Sultan'a iletti. Ancak bu talebe çok hiddetlenen dâhi idareci Sultan II. Abdülhamit teklifi kesin bir dille reddederek: "Eğer Herzl senin arkadaşın ise ona nasihat et, bu mevzuda bir adım daha atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil Osmanlı milletine aittir. Milletim bu toprakları kanlarını dökerek kazanmışlardır. Ne ile aldıysak onunla geri veririz!" diyerek tarihi bir cevap vermiştir. ² Şimdilerde, Osmanlının Torunu olmakla övünen, Osmanlı Türkiyesine methiyeler düzen ama bunun yanında yabancılara özellikle de Siyonist bağlantıları olan ve üzerinde birçok soru işareti bulunan çevrelere Anadolu topraklarını, büyük felsefi sloganla! "babalar gibi satarım" zihniyetine ve bu felsefi! Görüşe "hayır" Osmanlıcı gibi gözüküp ittihatçı gibi yaşamaya da "hayır" *** M.S. 220 li yıllar: Büyük Türk Hakanı Metehan döneminde devlet zayıf düşmüş, doğu komşuları olan, Tung-huların baskısı Metehan'ı çaresiz bırakmıştır. Tung-hular, Metehan'dan önce kendisinin bindiği kıymetli bir atı isterler, verir; daha sonra zevcelerinden birini isterler, verir; üçüncü kez çorak bir toprak isterler, vermez! Devletin o andaki zayıflığı dolayısıyla bu iki isteği Metehan kabul etmiştir. At ve kadın verildikten sonra çorak bir toprak parçasının ne değeri olur diyen beylere karşı da, at ve kadın şahsıma aitti, verdim. Fakat toprak milletindir cevabını vermiş; Tung-huların toprak isteklerini reddederek savaş açmış ve onları yenmiştir...(3) Ben de milliyetçi-muhafazakârım deyip liberal kapitalist gibi yaşamaya da "hayır" *** İslamiyetin Mekke dönemi: "...Mekke'nin parlamento binası durumundaki Darün Nedve'de toplanan Mekke büyükleri yeni politikalar ürettiler ve Hz. Peygamber'e (SAV) geldiler. Barış görüşmeleri yapmak için teklifleri kendilerince cazipti: "Ya Muhammed, senin derdin ne? Toplumumuzu darmadağın ettin. Eğer zenginlik istiyorsan, sana istediğin kadar mal toplayalım. Amacın yönetici olmaksa, seni kendimize önder yapalım, kral seçelim. Kadın istersen Mekke'nin en güzel kızlarını sana verelim. Bu işten vazgeç, istediğini verelim. Ama Hz. Peygamber onlara karşı net bir tavırla şöyle buyurdu: Değil onları, bir elime ay'ı diğer elime güneşi verseniz ben bu davadan asla vazgeçmem. " (4) Makam, mal, şan, kadın tekliflerini hiç düşünmeden reddederek hayır diyebilen Fahri Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV) davasını zafere ulaştırdı... Efendimizin bu İslam davası Sahabe ve Tabiin Efendilerimiz, Büyük İmamlar, Büyük Hak dostları tarafından aslını koruyarak, bozulmadan günümüze kadar gelen ve kıyamete kadar da devam edecek olan ehlisünnet vel cemaat çizgisindeki saf, billur İslam biz Müslümanların baş tacı olmalıdır. Günümüzde diyalog, hoşgörü, sloganları ile kuvvetli rüzgâr estiren Papaza, Zangoca, Ateiste hoşgörü gösterip diyaloga geçerek kol kola girip yürüyen ancak kendisi gibi düşünmeyen din kardeşlerine o hoşgörünün binde birini bile göstermeyerek hastalıklı veya terörist muamelesi yapan ılımlı Müslümanlığı da "Hayır" ... *** Bir de günümüz Türkiyesinde "Evet-Hayır" oyunu sergileniyor... Bu oyun, bugüne kadar 16 kez yama gören 82 Anayasasına 17. yama yapılsın mı yapılmasın mı? Konusu üzerine... Bu "Evet-Hayır" oyununa, olması gerekenden çok daha fazla önem ve değer atfedilmesine de "hayır"... *** Biraz itidal, biraz ilimden nasipsiz ve çokça taassup kokan davranış ve söylemlerle, kendisini fazlası ile bu "Evet-Hayır" oyununa kaptırarak; bu topraklarda uzun yıllardır süre gelen "Selamünaleyküm, Hayırlı Sabahlar" şeklindeki selamlaşma ve hal hatır sorma biçimini bile terk eden fanatiklere ve fanatizme, böyle dersem yanlış anlaşılırım korku ve endişesine de "hayır"... *** Bazıları işi bir "iman oylaması" olarak gösterip, "Muhterem kardeşim, eğer hayır dersen dinden imandan çıkarsın maazallah" havasını estirenlere, "evet" demek "bir Fatiha" okumaktır" gibi yaklaşımlarla zuhur eden Emevi düşüncesine de "Hayır"... *** Bize büyüklerimiz tarafından, "Bir yerde bir araya gelen Müslümanlar tarafından Allahın ismi zikredilirse, Onun Elçisi ve Resulü'nün, Ashabının, Dostlarının sohbeti yapılırsa oraya saf saf Melekler inerek halka olurlar, oraya rahmet yağar; orada bulunanlar sekinet bulur" şiarı öğretildi. Her ne kadar yeryüzü, müminlerin mescidi olarak kabul edilse de daha çok Allahın Evi olarak ön plana çıkmış, Mabetlerimiz ve eklentilerinde: cemaat ve imam tarafından yapılan "hükümet kurup hükümet yıkma" şeklinde zuhur eden malayani konuşmalara da "hayır"... *** Günlük politikayla ilgili olarak: Zamanın birinde zamanın hükümet başkanı, zamanın Gavs'ına (makam yönünden döneminin en büyük velisi) kurmaylarını gönderir... Politikacıların geldiği ve kendisi ile görüşmek istediği kalplerin sultanına bildirilir. Kendisi görüşmez ve halifesini elçi olarak görevlendirerek onlarla görüşmesini bildirir. Kurmaylar, "ülkenin kritik bir dönemden geçtiğini yaklaşan seçimlerde dua isterler ve mensubu oldukları partinin işaret edilmesini, alenen desteklenmesini talep ederler. Elçi onlara şu cevabı verir: "Tasavvuf geleneğinde particiliğin, günlük politika yapmanın yeri olmadığını, kendilerini seven ve gönül veren müminlere "kalplerinin kimde ve hangi partide mutmain ise o partiye oy vermelerini salık vereceklerini" kurmaylara bildirir. İşte hak yol ve emperyalizmin nüfuz edemediği hak dostları... Günlük politikanın içinde kaybolmuş partizanlık yapan İslami cemaat ve önderlere de "hayır". *** Bu şekilde sıralanabilecek bir çok durum ve misallere "HAYIR" diyebilmenin dayanılmaz hafifliği ile manevi huzur, özgüven ve özsaygımız olur. Bu duygu ve düşüncelerle gününüz ve geceniz hayırlı; şimdiden 9.10.11 ve 12 Eylül Ramazan Bayramınız da hayırlı ve mübarek olsun. Selam, saygı ve muhabbetle Kaynaklar ¹ )http://www.hackhell.com/turk-ve-dunya-tarihi/625664-amerikan-mandasi-isteyenler.html ² )http://cezmiyurtsever.com/index.php?option=com_content&task=view&id=715&Itemid=3 3) http://hunturk.net/i/1/16-devlet-masali-ve-uydurma-bayraklar 4) http://www.islam-tr.net/islami-arsiv/5205-darul-erkam-mekke-donemi.html
0 Yorum - Yorum Yaz
|